UMUT

Gecenin karanlığının sînesinde hayâllere açılan kapılardan geçmeye zorlar, ellerimden tutarak çekiştirip duran umutlar. Ve ayaklarımda bir ağırlık, 'gitme' der gibi, hayal kırıklıklarım. Nedense hep gâlip gelen umutlarım olur. Ve karanlığa gömülür yine düşüncelerim...

Kalp Kalbe Karşı(!)dır

Günbatımlarına özenip de günü batırdığında nice garip sînede, beni hatırlasın gözlerin. Ki günbatımlarında karardı hep gözlerim. Ve sözlerim, hep o karanlıkla vuslatta yankısını buluyordu, gecenin siyahını bürünüp titrerken. Hasretini kırbaç bilip, özlemini döverken yüreğimde; ellerimden sızan ter zerrelerinin merhamet çığlıklarını duysun kulakların. Sen, gözlerini kapat sãdece. Görmüyorsan; yokum zãten...

Konuşmak

Bãzen, kelimelerin yetmediği alanlarda konuşması gerekir insanın. Hani şu cümlelerin kifãyetsiz olduğu konularda. Derin çıkmazların koyu karanlığında yolunu kaybetmiş, ama biryerlere gitmesi gereken duyguların sembolleri olan, gönül anahtarları. Ne kadar zorlanılsa da bulunulamayan ve hiçbir zaman da bulunulamayacak olan; o küçük, ama dolu dolu mãnälar içeren cümlecikler. Kaosun içinde düzen, düzenin içinde kaos gibi... (>>>>)